banner190

Bu Nasıl Bir Eğitim Anlayışı!

Yazarlarımızdan Abdullatif Acar'ın Kaleminden

Bu Nasıl Bir Eğitim Anlayışı!
banner185

Pes doğrusu, hayretler içerisinde kalıyor insan, saygı ve hürmet bu kadar mı yok oldu! Öyle seviyelere geldik ki, bundan ötesi artık tarife sığmaz insanlık dışı bir kültür yozlaşmasından başka bir şeyle izah edilemez. Malumunuz Kadıköy Anadolu Lisesinde ki skandal görüntüler sosyal medyada bir hayli tepki çekti; eğitimin geldiği son noktayı gösteren bir görüntü bu. Bu her yıl oluyormuş bu okulda, gelenek halini almış; yeni gelen öğrencileri onların ifadesiyle çömezleri eski öğrenciler, geçtikleri yollara simit kırıntılarını atarak karşılıyorlar. Simitler üzerinde tepine tepine okullarına giren bu öğrenciler ne öğrenip millete nasıl faydalı olacaklar. Nimete saygısızlığı meziyet sayacak kafalara ne yerleştirip, değer olarak neyi enjekte edeceksiniz.

Hâlbuki bizim kültürümüzde ekmeye saygı her şeyin üzerindedir. Yerde bir ekmek kırıntısı görüldüğünde öpülüp yüksek bir yere konurdu. Üzerine yemin edilir, kazanılan paraya “Ekmek parası” diye değer biçilirdi. Dedelerimiz, ninelerimiz; anne babalarımız “sofranın asıl bereketi kırıntılardadır” deyip ekmek kırıntılarını parmak uçlarıyla toplayarak yerlerdi. Şimdi israf diz boyu, çöpler ekmeklerden geçilmiyor; saygı hürmet kalmadığından bereket kalktı. Önceden Az şeyle yetinen insanlar bugün bin bir çeşit yemeklerle doymuyor. Bereketin kalkması huzursuzluğu da beraberinde getirdi. İnsanın tamahsızlığı ve aşırı ihtirası nedeniyle her şey ihtiyaç olarak görülmeye başladı. Bu yüzden aileler yıkılıyor, eşler birbirleriyle geçinemiyor. Çünkü ahlaki bir erdem olan kanaat ve  şükür dersi verilmiyor. Medeniyeti gösterip özgürlük tokmağıyla beyinleri uyuşturuyorlar. Öğretilen şeyler insanı insan yapan değerlerden çok uzak. Maneviyattan kopuk bir anlayış hâkim. Gençlerin zihin altına yerleştirilen, hedef olarak gösterilen şeyler nedeniyle, zoraki bazı din kültürü hadis fıkıh dersleri de fayda vermiyor. Saygı ve edep üzerine inşa edilmeyen, belli bir ahlak zemini üzerine oturtulmayan bilgi ve eğretim sayılardan ve rakamlardan ibaret kalıyor. Daha ötesi yok… Böyle bir anlayış nedeniyle ilim doğru ve faydalı olmak yerine insana zarar vermeye başlıyor.

Köyümüzün büyükleri anlatırdı: Eskiden bizim köyde bir meczup varmış. Babası “oğlum sabahleyin bir kasabaya in” demiş. Bizim meczup “ne için gideyim” diye sormadan  sabahleyin kalkar kalkmaz kasabanın yolunu tutar. Akşamleyin evine döndüğünde büyük bir maharetle babasına, kasabaya gidip geldiğini söyler. Babası “Ama... Oğlum kasabaya şunu-şunu alman için gitmeni istemiştim. Sen ise  ne alınacağını sormadan gitmişsin. Bu sözümü yerine getirmenin hiçbir faydası yok diye uyarmış. Şimdi bizdeki durum biraz buna benziyor. "İlim öğren, cahil kalma gömleğimi satar yinede okuturum, okuda aşın, ekmeğin, bir mesleğin olsun." dediğimiz kadar asıl  okumada ki gayesinin ne olması gerektiğini  telkin etmiyoruz evlatlarımıza. Sonrada diplomalı saygısızlar ve hainler çıkıyor ortaya. Allah’ı bilmeyen Müslümanlar oluveriyorlar...

  Araştırmalar gösteriyor ki, seküler bir anlayışla eğitim ve öğretim insanı dinden uzaklaştırıyor. Dini dünya işlerinden uzaklaştıran, ilmi kariyeri hep dünyevi gelecek adına yapan bir anlayışın tahsilinin yüksek olması onu mutlu etmediği gibi başkalarının mutsuz olmasınada sebep oluyor. Yüksek yüksek okulları okuyup terörün kucağında gelecek arayan, diplomalarını insanların huzur ve güvenlerini tesis etmek yerine huzursuzluğu için kullanan insanları gördükçe haklı olduğumu daha iyi anlıyorum. Düşünün bir; İlim sahibi nasıl terörist ve dinsiz olabilir? Kültürlü insan nasıl ekmeğin üzerinde tepinmeyi bir eğlence olarak kabul eder. Hâlbuki İslam’ın ilk emri okudur. “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu ?” “Ancak Allahtan âlimler korkar.” derken İslam, bu okumayı gayesiz bir okuma olarak görmüyor. Akıllıca okumadan bahsediyor; akıl, ilim ve irfan bütünlüğünü vurguluyor. Ne okursan oku ancak o okuduğun şey seni Allah’a götürsün. Yani Allah’ın ismiyle oku” diyor. Ahlakla oku edeple oku” diyor.

İlimle her şeyi yaratan Allah’ın sanatını inceleyen insan, bunun ismi ne olursa olsun ister fen ister astronomi ister matematik fizik isterse din dersi olsun, asıl Sani’i olan Allah’la o şeyin irtibatını koparırsa ahlak yerine ahlaksızlığı, görgü kuralları yerine hadsizliği ve edepsizliği, medeniyet yerine zilleti yerleştirmiş olur zihnine.

Kültür yozlaşmasının yanında dini yozlaştırmak isteyenlerde var bu kaygan zeminde. Zihinlerde olanlar ne kadar doğru olursa olsun, ahlaki bir yaşantı olmasa zamanla doğru kabul edilen değerlerde değişiyor. Hani derler ya; insan inandığı gibi yaşamasa yaşadığı gibi inanmaya başlar. Aynen de öyle oluyor.

Kızım, gittiği okulda başörtüsü takmayan bir din bilgisi öğretmenini her gün benim anlattıklarıma çok ters şeyler anlattığını gelip bana söylediğinde izah etmekte zorlanıyorum. Diyor ki “baba bizim öğretmen kaderi inkâr ediyor, kader diye bir şey yok diyor. Başörtüsü geçmiş çağlardan kalan bir gelenek diyor. İbadet etmesen de kalbin temiz olsun diyor.” Bunu din dersi vermekle mükellef bir öğretmen söylüyor; din diye dinsizliği telkin ediyor genç dimağlara. Aynı okulda başka bir bayan din dersi öğretmeni varmış. Bu sene o da başını açmış, açılıp saçılmış. Kim bilir o nasıl bir dayanak bulacak islamdan,  kendince. 

Eğitim öğretim başladı malumunuz. Hayırlı olsun diyorum. Ancak diplomalı cahiller yetişmesin benim güzel memleketimde; mukaddesatına saygılı nimetin kıymetini bilen, hak hukuku önceleyen, vatan bayrak sevgisini özümseyen, ibadet ve itaatinde olan gençler yetişsin istiyorum. Yoksa eğitimle elde ettiklerimiz  bizim yükümüzü hafifleten değil, sırtımıza yük haline geliyor. 

Selam ve dua ile

DİNİ GERÇEK HABER

Güncelleme Tarihi: 12 Eylül 2019, 18:27
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mahremiyet
Mahremiyet - 1 yıl Önce

Beynine Kalemine sağlık hocam. Çok doğru yazmışsın. Artık öyle bir noktaya geldi ki arzuladığımız gençliği mumla arıyoruz.

Ahmet Su
Ahmet Su - 1 yıl Önce

Allah razı olsun hocam

SIRADAKİ HABER