banner190

Nihat Hatipoğlu’ndan önemli ifadeler! Cemaat imamın arkasında nasıl durmalı?

Sabah Gazetesi yazarlarından Nihat Hatipoğlu, ‘Cemaat imamın arkasında nasıl durmalı? Tevbe suresinin kabir azabına engel olduğunu duydum. Doğru mu?’ gibi iki önemli soruya dikkat çeken cevaplar verdi.

Nihat Hatipoğlu’ndan önemli ifadeler! Cemaat imamın arkasında nasıl durmalı?
banner185

Sabah Gazetesi yazarlarından Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu, bugün köşesinde Hz. Muhammed'i kaleme aldı. Peygamber Efendimizin kendisi hakkında söylediklerini yazan Hatipoğlu, 'Cemaat imamın arkasında nasıl durmalı?' sorularını cevapladı.

Nihat Hatipoğlu'nun "Hz. Peygamber kendini anlatıyor" başlıklı yazısı şöyle

''Ben rahmet peygamberiyim. Ben baskıcı değilim. Ben abbar değilim. Ben zorba değilim. Kral ve imparator da değilim. Ben güzel ahlakı tamamlamaya geldim. Ben Allah'ın kulu ve elçisiyim. Beni övgüde aşırı gidip de Hz. İsa'ya söylenen sözü benim hakkımda söylemeyin.

- Ben size baba gibiyim. Ben sizin gibi beşerim.

- Ben ve yetimi kollayan cennette beraberiz.

- Ben de bir kulum! Kulun yediği gibi yerim.

- Ben doğru yola iletici bir rahmetim.

- Ben güzel ve faydalı ahlakı tamamlamak için gönderildim.

- Ben size kolaylaştırıcı olarak geldim.

- Ben Allah tarafından size gönderilmiş bir elçiyim.

- Ben Adem evlatlarının efendisiyim. Övünmek değil derdim.

- Ben göğün eminiyim. Göktekiler bana güvenir.

- Ben Meryem oğluna insanların en yakınıyım. Bütün peygamberler anneleri aynı, babaları bir evlatlardır.

- Ben Muhammed'im! Ben Ahmed'im.

- Ben peygamberlerin sonuncusuyum.

- Ben tevbe peygamberiyim.

- Ben nezirül uryanım - çıplak uyarıcıyım.

Arap kültüründe gelen bir felakete karşı halkı uyarmak isteyen kişi elbiselerinin bir kısmını fırlatarak halka seslenir ve onları gelen felakete karşı uyarırdı. Hz. Peygamber bu sözüyle bu geleneğe işaret ediyor ve elbiselerini fırlatan haberci gibi ben de sizi ahiret, hesap ve cehenneme karşı uyarıyorum demek istemiştir. Nezirül uryan - çıplak uyarıcı işte budur.

- Ben uyarıcıyım. Ani gelecek (her şeye karşı) uyarıcıyım.

- Ben kendim ve kıyamet şu ikisi gibi iken gönderildim. (işaret ve orta parmağına işaret etti) - Ben bütün müminlere kendilerinden daha öncelikliyim.

Kim ölür de mal bırakırsa malı ailesine aittir. Kim de borç ve yetim bırakırsa borcu ödemek ve yetimlerine bakmak bana aittir.

- Ben dünyada ancak, bir ağaç altında gölgelenip sonra onu terk ederek yoluna giden bir yolcu gibiyim.

- Ben muallim (öğretici, öğretmen) olarak gönderildim.

- Ben sizin en takvalınız ve Allah'ı en iyi bileniyim. Geceleri namaz da kılarım. Evlenirim de. Benim yolum budur işte. Dünyayı, aileyi, evlenmeyi terk edip ruhbanlık yaşayacaklarını söyleyen sahabeyi bu durumdan dolayı böyle söylemiştir.

- Ben hikmet eviyim. Yurduyum. Ali de kapısıdır.

- Ben mahşerde kevser havuzuna ilk geleninizim.

- Ben peygamberlerin mahşerde imamıyım.

- Ben peygamberlerin sonuncusuyum.

- Ben kıyamette ilk şefaat eden ve şefaat isteği ilk kabul edilenim. Övünmek için söylemiyorum.

- Ben Müslümanların sığınağı, topluluğu, karargahıyım. (Bir seferde geri dönmek zorunda kalan asker Medine'ye geldiklerinde -savaştan kaçmışlar gibi- algılandılar. Bunları rahatlatmak için Hz. Peygamber bu cümleyi kullandı. Yani askerler kaçmadılar, karargaha sığındılar mahiyetinde bir ifadeyle tepkiyi dindirdi ve askeri rahatlattı) - Ben ve yetimleri kollayan hayatını onlara adamış şu dul kalmış kadın kıyamet günü cennette komşu olacağız.

- Ben hükümdar peygamber değil, köle -kul- peygamber olmak istedim.

- Dikkat ediniz ben Habibullahın özel sevgilisiyim.

- Ben Halilullahım (Dolaylı bir anlatımda bu cümleyi kullanıyor. Halil edinseydim Ebu Bekir'i edinirdim.) - Ben müjde peygamberiyim.

(Ben Beşirim) - Ben lanet edici, helakı çağırıcı değilim.

- Ben bütün insanlara peygamber olarak gönderildim.

- Benim şefaatim ümmetime olacaktır.

- Benim ümmetimin namazdaki safları (duruşu) meleklerin safı gibidir.

- Bana az kelime ile çok şey anlatma kabiliyeti verildi.

(Cevamiu'l-Kelim verildi) - Ben günde yüz defadan fazla Allah'tan bağışlanma dilerim.

- Ben size benden sonra Allah'ın kitabını ve Resulünün sünnetini (ve ehli beyti) bıraktım.

- Ben mahşerde havuzda sizi bekleyeceğim.

- Ben ancak temizken Allah'ı anmayı istedim.

- Ben ümmetim hakkında en çok saptırıcı 'eimme' imam, önder, din alimlerinden korkuyorum.

- Ben verdiğim bir sözü -ahdi- bozmaz.

- Ben günde yetmiş kez tevbe ediyorum.

- Ben cehennemden en son çıkacak olanı biliyorum.

- Ben arkamdan olanı da, önce olan gibi bilirim.

- Ben ilk dirilecek olanım.

- Ben cennete en son girecek olanı biliyorum.

- Ben cennet kapısını ilk çalacak (oraya gelecek) olanım.

- Ben Musa peygambere sizden daha yakınım.

- Ben peygamberlerden size düşen nasibim.

- Ben Allah'ın Resulüyüm. Ben Abdullah'ın oğlu Mustafa'yım.

- Ben, bana iman edenin güveniyim. Emanıma alırım.

- Ben Allah yolunda can verenlerin şahidiyim.''

Cemaat imamın arkasında nasıl durmalı?

İmamın arkasında sadece bir kişi varsa, imamın sağında hizasında veya biraz arkasında durabilir.

İmamın solunda durursa bu da mekruh olsa da caiz olur.

İmamdan başka iki cemaat varsa imamın arkasında namaza dururlar. Bir erkek ve bir kadın iseler; erkek imamın hemen sağında, hanım da arkasında safa dururlar.

Başında sarık veya takke olmayan imamın arkasında namaz kılınabilir mi?

Erkeğin, yani imamın başı avret sayılmaz. Bu nedenle de namazda örtünmesi gerekmez.

Ancak gerek cemaatin ve gerekse de imamın takke gibi bir örtü ile saçlarını örtmeleri örfün gereğidir.

Hz. Peygamber (s.a.v.)'in 'namazda saçınızı -başınızı- örtün gibi emri yoktur.

Hanefilere göre erkeğin namazda takke - sarık- gibi bir şeyle başını kapaması müstehabtır. Yani güzel bir şeydir. Özellikle de huşu niyeti ile olursa imamın özellikle bu hususta titiz davranması ve saçını örtmesi doğru olur. Ancak bir imamın başını örtmeden kıldırdığı namaz geçerlidir.

İbn Abbas'ın bir rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) bir ara namaz kılanlar önünden geçmesin diye sarığını çıkarıp bir engel olarak önüne koymuştur. Bu durumda namazı başı açık kılmıştır.

Sarıkla kılınan namazın daha hayırlı olduğuna dair teşvik mahiyetinde bazı rivayetlerden bahsedebiliriz.

(Tac, Feyzul Kadir, Kenzu'l- Ummal) Alimlerin bir kısmına göre takke sarık yerine geçer.

Tevbe suresinin kabir azabına engel olduğunu duydum. Doğru mu?

Bu sure Kur'an-ı Kerim'in 67.

Suresidir. 30 ayettir. Bu sureye 'mania' suresi adı da verilmiştir. Sahibini, yani çok okuyanını kabir azabından koruyacağına işaret olarak 'engelleyici' denmiştir.

Bir rivayete göre bu sure okuyanını cennete sokuncaya kadar şefaat için uğraşır ve Allah onun şefaatini kabul eder. Bu sure şefaatçi olur. İbn Abbas; bu sureyi ezberleyin, evladınıza, ailenize, komşunuza öğretin. Zira ateşten koruyucudur derdi. Geceleyin özellikle de yatağa yöneldiğimiz vakitte bu sureyi okuyup dua ile bağışlamak tavsiye edilmiştir.

Hz. Peygamber (s.a.v.) bu sureyi okumadan uyumazdı. Hatta Hz. Enes okuyan mübarek gecede ibadet etmiş gibidir diyerek bu sureyi geceleri okumayı bir alışkanlık haline getirmeye teşvik etmiştir.

Gayri Müslimlerin evinde namaz kılınır mı?

Önemli olan namaz kılacağınız mekanın temiz olması, necasetle kirlenmemiş olmasıdır. Bu durumda gayri müslimin evinde, işyerinde namaz kılınabilir. Hz. Peygamber 'bütün yeryüzü benim için mescid kılınmıştır. Buyurmuştur. Zira müşrik veya gayri müslime ait toprak aslında Yüce Allah'a ait topraktır. Her toprakta namaz kılınır.

Bakara suresinin 144. Ayetinde 'nerede olursanız olun. Kabe yönüne yönelin' buyurulmuştur. Ebu Musa el-Eş'ari ve Ömer bin Abdülaziz'in kilisede namaz kıldıkları rivayet edilmiştir. Büyük alimlerden Şabi, Ata bin ebi Rebah ve İbn Sirin kilisede namaz kılmanın caiz olduğunu söylemişlerdir. Bu durumda orada bulunan heykellerden uzak durup namazı kılmak lazım. Bu durum elbetteki ihtiyaç halinde olur. (Kısmen; Fetava Şeriyye, ibadat, Kasım, 158)

Kaynak:Yeniakit

Güncelleme Tarihi: 10 Temmuz 2020, 15:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER