banner190

“ALLAHU EKBER”Den Niye Korkuyorlar?

Abdullatif Acar'ın kaleminden güzel bir makale sizlerle

“ALLAHU EKBER”Den Niye Korkuyorlar?
banner185

Bizler insan olarak çok aciz ve güçsüzüz. Cüz-i irademiz bazen her şeye yetmiyor. Her ağırlığı taşıyamıyor, her şeyin üstesinden gelemiyoruz. Tedbirsizliklerimiz nedeniyle sorumlu tutulacağımızı biliyor olsak da tedbirlerimizin ötesine de bazen müdahale edemiyoruz.  Çünkü biz kendimize bile malik değiliz.  Yapmak istediğimiz her şey külli iradenin, bizi yoktan var edenin elinde. O öyle bir irade ki:  ...Bir şeyin olmasını dilediği zaman, O’nun emri sadece “Ol” demektir. O da hemen oluveriyor”  (bknz. Yâsîn, 82).
Allah’ın büyüklüğüne teslim olan bir insan hayatının her safhasında rahat eder. Çünkü her sıkıntıya, bela ve musibete onun hikmet penceresinden bakarak değerlendirir; ne yokluğa yerinir ne varlığa sevinir. Elinden gelen sebepleri yerine getirdikten sonra gerisini ona bırakır. Sevineceği bir şeyle karşılaşınca gaflete düşmez, üzüleceği şey nedeniyle de isyana dalmaz.   

Huzuru yakalamak, muhatap olduğumuz imtihandan başarılı olmak istiyorsak vazifelerimizi yerine getirip cüzi irademizi Yüce Allah’ın külli iradesine bağlama mecburiyetimiz vardır. 

Allah bizi uyarıyor: 
“Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı bulunmayan, âciz olmayıp bir yardımcı da edinmeyen Allah’a mahsustur” de. “O’nu lâyık olduğu şekilde yücelt.” (İsra, 111)
Yüce Allah’ı en güzel şekilde yücelten kelimede şüphesiz “Allahu Ekber” kelimesidir. 
 “Allah tek büyüktür. Allah en büyüktür, her şeyden büyüktür, üstündür, uludur, azametlidir.” Manalarına gelen  “Allahu Ekber” kelimesi şeytanın en çok korktuğu bir kelimedir. Çünkü bunu içten söyleyen bir insan Allah’ın büyüklüğünü kabul etmiş, O’nun ululuğunu ilan ederek noksanlıktan münezzeh olduğunu ikrar etmiştir. O’nun büyüklüğüne kabul eden bir kul haddini bilecek, Yüce Allah’ın kendisine verdiği görevleri yapmak için elinden geleni en azami derecede gösterecektir.  
Bu öyle bir kelime ki, her gün beş defa ezanla minarelerden onu yankılandırırız semalarda. O ezan ki,  müminin,  Rabbiyle buluşma zamanı;  onun huzuruna kabul edilme anıdır.  Bu nedenle Ezan, şeytan kadar şeytanlaşmış ruhlara da sıkıntı verir. 
Tekbiri her namazın rükünlerini yerine getirirken de söyleriz. Namaza onun ile başlamanın farklı bir anlamı vardır. Namaz bir tevhit eylemi olduğundan Allah’ı ululayarak,  O’nun büyüklüğünü ilan ederek başlamak farzdır. Bunu söylerken gaflet içerisinde olmak asla kabul edilmez. Rükûa eğilirken, secdeye varıp kalkarken, namazımızı bitirdikten sonra tembihatta Allahu Ekber kelimesini ruhumuzun derinliklerinde hissederek söylerken acizliğimizi itiraf ediyor ve kulluğumuzu gösteriyoruz her bir hareketimizle.  Dolayısı ile günde toplam 447 defa tekrar ediyoruz o kutlu kelimeyi. 

İnsan fikrini zikri ile olgunlaştırır.  Zikirleri Allah olanın kalbi O’nun sevgi ve muhabbetiyle dolar. Tekrar edilirken bu kelime, zamanla kelimeden manaya vuslat gerçekleşir.  Allahın ululuğu ve yüceliği kalpte manasına ulaşınca insan ruhunda inkılâp gerçekleşir.  
Nefsinizin putunu İbrahim’i bir teslimiyetle yıkmanın adıdır Allahu Ekber!
Firavunların, nemrutların Ebu Cehillerin iktidarını yerle yeksan eden bu güç ve kuvvettir. 
Boyun eğilenlerin saltanatını altüst eden, iktidarın gerçek sahibinin Allah olduğunun ikrarıdır Allahu Ekber…
Özellikle kendinde güç ve kuvvet hisseden insanların suratına inen bir tokat gibidir Allahu Ekber. 

Allah’ın büyüklüğünü İkrar etmeyen iman dairesine giremez, imanında zafiyet yaşayandan ise gerçek manada mümin olamaz.  Onun içindir ki günlük hayatımızın her safhasını süslemiştir bu ulvi kelime.  Özellikle namazda yoğunlaşan, namazın dışında her anımızı kuşatan bu kelime bir tutunmadır sağlam bir kulpa. Acizlik ve çaresizlik karşısında, gücümüzün çatmadığı, takatimizin yetmediği yerde mutlak kudrete ilticadır Allahu Ekber. 
Hani bütün kapıların tokmağına teker teker vurursunuz çareyi bulmak, çıkış yoluna kavuşmak için. Yüzünüze kapanır her gittiğiniz kapı. Kendi halinize kaldığınız bir zamanda Allahu Ekber, Allah büyüktür diyerek kendinize gelirsiniz! 
Planlarınızı yaparken hedefe ulaşmak için, Allah büyüktür diye yine ondan medet umarsınız…
Hayretlerinizi gizleyemezde yine onunla ifade edersiniz.  
Korkarken ona sığınır, sevinirken onunla coşarsınız.
Bir güzelliğe takılır kalır gözleriniz,  sahibine has kılarsını o eseri bu kelimeyle.
Olmayan şey olduğunda, olduran Allah’ı büyüklersiniz onunla…
O nasıl bir kelime ki onu kuşandığınızda tek başınıza atılmaktan korkmuyorsunuz düşman saflarına
O nasıl bir zırh ki yaralamaz bunca dünya sıkıntısı, gam ve kederi.
O nasıl bir güç ki, başınız gövdenizden ayrıldığında onu koltuğunuz arasına alıp yine düşman üzerine yürürsünüz korkmadan.
Korkuyu korkutan, ölümü öldüren, cenazelerine meleklerin iştirak ettiği, yüreği bedenlerinden büyük sahabeleri gökteki yıldızlar haline getiren onların bu kelimeye olan bağlılıkları değil de nedir?
Sütçü imamları, Fevzi çakmakları, Seyit Onbaşıları güçlü eden Ya Allah bismillah Allahu Ekber değil midir?
Nene hatunları, Kara Fatmaları, Şerife Bacıları kahraman eden iksir bu kelimede saklıdır. Unutmamalı!
Allahu Ekber  nidalarıyla göklerden yardımınıza koşan melekler zikrinize ortak olur, sizi yalnız bırakmazlar. 
Düşmanlar nasıl korkmasınlar bu kelimeden! Onu söyleyince yer yerinden oynuyor, ona tutununca insanlık kurtuluyor, ona sarılınca olmayacak şeyler oluyor.

Yeter ki  “Allahu Ekber”  kelimesini kalbinize indirin sonrada hayatınıza hakim hale getirin!   
Hani peygamber efendimiz buyuruyor ya!
“Namaz için ezan okunduğu zaman şeytan oradan sesli sesli yellenerek uzaklaşır, ezanı duyamayacağı yere kadar kaçar. Ezan bitince geri gelir. Kamet başlayınca yine uzaklaşır, bittiğinde ise geri dönüp kişi ile kalbinin arasına girer ve: «Şunu hatırla, bunu düşün!» diye aklında daha önce hiç olmayan şeylerle vesvese verir. Öyle ki (buna kapılan) kişi kaç rekât kıldığını bilemeyecek hâle gelir.” (Buhari, Ezan, 4; Müslim, Salât, 19)

Bugün ezandan rahatsız olup, hopörlenin sesinin kısılmasını isteyenler, bir ‘bez parçası’ deyip sonrada örtünüzle mücadele ederek ömürlerini geçirenler, sarığınız ve cübbenizden rahatsız olanlar, depremde saatler sonra çıkarılan bir evladımız nedeniyle onu enkazın altında saklayan Allah’ın büyüklüğünü ifade edenlerden rahatsız olanlar, imanının gereği bir mazlum nedeniyle gözyaşı döken, bir garibi gördüğünde yardımına koşan, ağlayanla ağlayan, gülenle gülenler karşısında dilerini ısıran; kaşlarını çatan şeytanın evlatları ve Şeytan’ın yolunda giden havarilerden başkası değil de nedir…
İnsanların aklını bulandırmaya, zihinlerini meşgul etmeye çalışan, acılar üzerinden hesap yapmaktan utanmayan,  müminlerin kutsallarına ve değerlerine hakaret etmeye çalışan, Ebu Cehillerin, Firavun ve Nemrutların torunları bu yobaz ve aymazlarla yine bu kelimeyle ve bu kelimenin bizlere verdiği güç ve imanla, mücadele etmeye devam edeceğiz biiznillah!  
Allahü Ekber, Allahü ekber, Allahu Ekber..

Abdullatif Acar

Selam ve dua ile…     

Güncelleme Tarihi: 04 Kasım 2020, 16:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER