banner190

BİZ SÖZLEŞME/DİK SEN DE SÖZLEŞ/ME

Osman HAZIR'ın kaleminden muhteşem bir makale sizlerle

BİZ SÖZLEŞME/DİK SEN DE SÖZLEŞ/ME
banner185

Açıkçası herkesin hakkında konuştuğu bir konuda konuşup yazmak hem kolaydır hem zordur. Kolaydır zira söylenen sözlerden esinlenip (kopyalayıp) kendine “yeni” söz oluşturma imkanı da vardır. Zordur zira bu hengamede söylediğiniz değerli sözler de “gürültüye” kurban gidebilir.

İstanbul sözleşmesi, kadına yönelik şiddet vb. konular bu minvaldedir diye düşünürüm. Ancak meseleye bizim baktığımız penceren bakmak isteyen ya da başka açılara merak salan dostlar için zaman zaman biz de söylüyoruz. Bu gün yapmaya çalıştığımız da öyledir.


Radyoda haberleri dinliyordum. Meclis Başkanımız; İstanbul Sözleşmesinin kadınlara yönelik şiddeti arttırdığının ve aile yapımızı bozduğunun tespitinin mümkün olmadığını söyledi. Hatta sözleşmeden çekildiğimizde sorunların çözüleceği savının da doğru olmadığını ifade etti. Bu nedenle de İstanbul sözleşmesinden çekilmeyi gerektirecek bir durum olmadığını ilave etti.

Başkanımı severim. Sakin ve aklıselim bir kişilik olduğunu düşünürüm. Lakin bu değerlendirmelerine katılamayacağım. Zira tespiti mümkün değildir dediği ve sözleşmenin kaldırılmasının çözüm olmayacağı yönündeki iddiaların ispatı hangi gerekçelerle mümkün değilse aynı gerekçelerle de aksinin ispatı mümkün değildir.

Yani son zamanlarda artan kadına yönelik şiddet olaylarının İstanbul sözleşmesinden kaynaklandığını ispatlamak mümkün değilse (ki bizce çoğunluğu sözleşmenin oluşturduğu atmosfer kaynaklıdır) bunların İstanbul sözleşmesinden kaynaklanmadığını ispatlamak da mümkün değildir. Ancak İstanbul sözleşmesi konusunda Müslüman halkımızda bir hassasiyet oluştuğu ve ortaya konan mevzuattan kaynaklı istismarlar nedeni ile mağduriyet yaşayan erkekler ve dağılan yuvalar olduğu da bir gerçektir.

Yani kadının sadece bir beyanı ile evlerinden uzaklaştırılan 2 milyondan fazla erkekten söz ediliyor. Eğer bu rakamlar doğru ise bunun sağlıklı bir durum olmadığı ortadadır. Ayrıca bu kadar fazla erkeğin şiddet uyguladığı bir toplumda umut bağlanan sözleşmenin derde deva olmadığı da görülmelidir. Olayın Avrupadan gelen maddi fonlar kısmına değinmiyorum bile.

Zemzeme şarap karıştırmak

Ayrıca bu sözleşmedeki eşcinsellik ve nikâhsız birliktelikleri meşrulaştıran maddeleri dahi bu sözleşmeden çekilmek için yeterli olacaktır. Ama illaki başka sıkıntılar da görelim diyenler varsa çok basit bir okuma ile görebilecekleri bir sürü şey var.

Yani bu sözleşmenin sosyolojik veya hukuki bir metin değil ideolojik bir metin olduğunu görmek lazım. Toplumsal cinsiyet kavramı, sözleşmenin cinsel kimlik kavramına yüklediği anlamlar, cinsel tercih, şiddetin kaynak ve merkezi olarak ısrarla ailenin (aile içi şiddet) gösterilmesi, cinsel yönelim vb. zehirlerin ifade ettiği anlamlar için sadece google üzerinde dahi araştırmalar yapsanız tehlikeyi görebilirsiniz.

Kadınımızı erkeğimizi ve ailemizi kendi değerlerimizle korumak varken; İçerisine şarap karıştırılmış zemzem görünümlü suyla kendimizi kandırmaya çalışmak kompleksten başka bir şey değildir.

Bu çocuklar ne sırasında?


İnternette sıra olmuş 12-14 yaşlarında bir grup kız çocuğunun resmini gördüm. Yazının arasına bu resmi koymaya çalışacağım. Peki resimdeki bu çocuklar ne yapıyorlar? Virüsten korunmak için sosyal mesafenin nasıl olması gerektiğini gösteren bir kamu spotu mu çekiyorlar? Yoksa okullar açıldığında sosyal mesafeli sıra oluş nasıl olur onu mu gösteriyorlar?

Aslında 12-14 yaşlarındaki bu çocuklarla alakalı eğitim öncelikli bir sürü yorum yapılabilir. Ancak Maalesef bunların hiç biri doğru değil. Çünkü bu kız çocukları çocuk katili ve çocuk tecavüzcüsü hayvanların yönettiği PKK terör örgütünün kaçırıp dağa çıkardığı, ölüme sürdüğü ana kuzuları.

Peki, sabah akşam çocuk istismarı, çocuk tecavüz ve tacizi, çocuk cinayeti şarkısı söyleyen, kadın derneklerinden, çocuk derneklerinden, Tabipler odasından, Barolardan ve tabiki de HDP isimli sözde siyasal partiden buna karşı bir ses çıktığını duyan var mı?

Duyan yok değil mi? Duyan olmaz çünkü onlar Kürdün çocuğunu PKK ölüme götürürse genç gerilla diye türkü de söylerler. Sonra bu çocuklar ölünce Devlet çocuk katlidir diye şerefsizce duyar kasarlar. Bu yavrulara kıymadan kurtacak bir imkan olsa bari. Hele ki Duran Kalkan isimli pedofilik sapık bu masumlara uzanmadan acele etmeli...

Peki şimdi bu çocuklar meselesi ne alaka?

Alakası şu; yahu bu sözleşmeyi iptal etmek için hiçbir sebep yoksa bu çocukları dağa kaçırtan ve bunu destekleyen güruhun İstanbul sözleşmesini destekliyor olması da mı yetmez.


Son not; bu sözleşme yüzünden Abdurrahman Dilipak ve Yusuf Kaplan gibi değerlerimizi harcamak ise ahde vefasızlıktan da ötedir. Parti içinde parti haline dönüşen KADEM ise putlaştırılmamalıdır.


Son kerte; kovid-19 isimli hain virüs fena halde yayılıyor. Devlet tedbirleri gevşetti geyiği yapmak bir fayda sağlamıyor. Hepimiz aklımızı başımıza almalıyız.

Elest bezminde Rabbine verdiği söze uygun davranabilenlerden olalım diye dua ile….

Vesselam

Osman HAZIR

Mersin

Güncelleme Tarihi: 07 Ağustos 2020, 10:56
YORUM EKLE
YORUMLAR
Kemal Kart
Kemal Kart - 3 ay Önce

Yüreğine ve kalemine sağlık çok güzel bir makele

SIRADAKİ HABER