banner190

Testi Kırılmadan Söyleyeyim

Cumhuriyet dönemi Türkiye modernleşmesinde din ve din eğitimi hep sorun olarak görülmüştür. Tabi ki bu sorun olarak görmenin merkezinde Osmanlının temsil ettiği İslami ve ahlaki değerleri maddi plandaki gerilememizin sebebi olarak gören batıcı ve elitist zihniyet oturmaktadır. Ayrıca bu zihniyet devletin ve cumhuriyetin sahibi olma iddiası ile Anadolu’nun kahir ekseriyetinin temsil ettiği inanç değerlerine mesafeli olmak bir yana savaş açmıştır.

Kuruluş ve açılış amacı birileri için farklı olsa da imam Hatip okulları bu toprağın değerlerini ve köklerini temsil eden nesiller yetiştirmede çok önemli başarılar elde etmiştir/etmektedir. Özellikle 28 Şubat süreci ile birlikte İlahiyattan Mühendisliğe, Tıptan Hukuka kadar her alanda kendini hak edilmiş bir şekilde gösteren İmam Hatiplerin başarısı önlenmek istendi. Uzunca bir süre yasaklarla bunu başardılar.

Ancak yine İmam hatiplerde atılmış bir tohum siyaseten yeşerdi. Bu neslin önündeki bariyerleri kaldırdı. Evlatlarımızın eşit ve adil şartlarda eğitim alma ve rekabet edebilmeleri konusunda önemli adımlar atıldı. Son dönemde ihtiyaç ve mahrum edilmişlik dengeleri de göz önüne alınarak ülke genelinde İmam hatip lise ve ortaokulları açıldı. Hatta kimileri bir ara; “bu kadar imam hatibe ne gerek var. Önemli olan kalite.” Dedikçe bizler o da yakalanır dedik. Nitekim İmam Hatip liselerinin programları içerisine fen ve sosyal bilimler programlarının da konması doğru bir proje idi.

Hamdolsun bunların sonuçları alınmaya başladı. Bu yıl ekseriyeti mezun vermeye başlayan Proje İmam Hatipler üniversiteye yerleşme açısından çok net başarılar ortaya koydular. Bu başarıyı gölgelemeye ve küçültmeye kimsenin gücü yetmez. Böyle bir şey kimsenin haddi de değildir. Bununla birlikte şimdiden tedbir alınmaz ise ileride eksikliğini hissedeceğimiz bir husus var.

Nedir o?

Efendim bu yıl proje imam hatiplerden mezun olan öğrencilerimizin içerisinde İlahiyat ve İslami ilimler fakültelerini tercih edenlerin oranı nerede ise yok denecek kadar az. Bu çocukların fen ve sayısal program okudukları gerekçesi ile “gözde” olan tıp ve mühendislik alanlarını tercih etmelerinin normal görülmesi şeklindeki değerlendirmeler ise çok daha sıkıntılıdır. Zira eğer bizler İlahiyat alanını “gözde” alan olarak görmez isek bilinçaltımıza yerleşmiş/yerleştirilmiş başarılı çocuğumuz diğer liseye, başarısız olanı ise imam hatibe gitsin denen 20 yıl öncesinin zihniyetini üniversite düzeyine taşımış oluruz.

Hâlbuki bu zeki öğrencilerin içerisinden İslami ilimlerde derinlemesine uzmanlaşabilecek, muhakeme kabiliyeti güçlü, ifadesi sağlam ve temsil yeterliğine sahip olan cevherler var. Okullarımızdaki İmam hatip meslek dersleri öğretmenlerimizin ve onları yetiştiren hocalarının zeki ve seçilerek gelmiş başarılı olanlardan çıkması daha iyi olmaz mı?

Hadi daha açık söyleyeyim;

Yahu zeki çocuklardan özellikle ilahiyata ve İslami ilimlere gidecek olanları yönlendirelim de şu dini ahmakları elinde oyuncak olmaktan kurtaralım. İddia ediyorum; matematik ve fen zekası (sayısal ve fen zekası) güçlü birisinin muhakeme gücü yüksek olur. Yeni büyük alimler yetiştirmek elimizde.

Hadi bir soru;

Proje imam hatiplere gelen bütün öğrenciler fen programı yani fen lisesi programı olan sınıflarda okuyacaksa milli eğitim bakanlığı bu okullar için hem fen hem de sosyal bilimler programını neden hazırladı?

İfrat ve tefritten uzak duralım. Vakti zamanında fetönün fen ve sayısal alanları kutsayıp (önemseyip) sosyal bilimleri değersiz gösterdiği süreci yaşamayalım.

Son söz;

Mesela okul idarecilerimizin özellikle ilahiyat ve sözel alana gidecek öğrenciler konusuna eğilmelerini öneririm. Yani mesela sadece ilahiyat da değil. İletişimden, halkla ilişkilere, tiyatrodan sinemaya, medyaya kadar bir sürü bölüm bu çerçevede…

Orta yolu bulanlardan olabilelim diye dua ile…

Veselam

27.08.2020

Mersin,

Osman HAZIR

YORUM EKLE